Unutulmaz Öpücük - Teresa Medeiros (Kitap Yorumu)


Teresa Medeiros’un ilk olarak Güllerin fısıltısı kitabını okumuştum. Ve bu kitabı okuduğumu yazarın adı tanıdık gelince hatırladım. Elimdeki kitaplar bitince onu yeniden okuyacağım, çünkü bir olay haricinde hiçbir şeyi hatırlamıyorum.
    Kitap başlarda biraz içine girmesi zor bir dile sahip gibiydi ya da kafam dolu olduğu için ben anlamadım ama birkaç sayfa sonrası satırlar su gibi aktı. Oluşturulan karakter profilleri çok hoşuma gitti. Özellikle Lottie, kiliselerdeki melek heykellerini andıran güzel bir çocuk ama içinden okuduğu türlü türlü romanlar sayesinde cinayet senaryoları türeyip duruyor. Bu kitapta özellikle ona bayıldım ki sırada onun kitabını okuyacağım.
    
   Laura’nın, vasisinin ölümünden sonra,  oğlunun gelip evi ondan almasından önce, sayılı günleri vardır. Eğer Laura 21. Yaş gününe kadar evlenirse vasiyet gereği ev onun üzerine olacaktır. Tek sorun, evleneceği erkeği bir türlü bulamamasıdır. Ta ki, evlerinin ardındaki karanlık ormanda baygın bir adamı bulana kadar. Tabi bu adam aslında Laura’nın görmeden nefret ettiği, çocukken bu malikaneden götürüldükten sonra bir daha geri gelmeyen Devonbrooke Dükü Sterling Harlow’un ta kendisidir. Gerçi karakterlerimiz bunun uzun süre farkında olmayacaklardır çünkü Sterling aldığı darbeden dolayı hafızasını kaybetmiştir.
   
   Karakterlerin hepsine ayrı ayrı bayıldığım nadir kitaplardan biri. Sterling burada başı çekiyor. Lottie’nin Sterling için düşündüğü cinayet yöntemleri beni okurken bayağı eğlendirdi ki bu girişimler düşünmek ile kalmıyor. Laura’nın çaresizlikten dolayı yaptığı şeyi de anlayabiliyorum aslında ona da kızamadım o yüzden. Takıldığım tek şey Diana ve Thane çiftinin fazla detaylandırılmamış olması ki kitabın en başından onların arasında geçmişte bir şeyler olduğunu hissedebiliyordunuz. Hatta yazar bu ilişkiyi öyle sonlara atmıştı ki kitap bitmek üzereyken acaba bunların da mı kitabı var diye araştırmıştım. 

Yorumlar