28 Mayıs 2017 Pazar

Serserinin Öpücüğü (Sons of Sin #2) | Anna Campbell | Kitap Yorumu

Serserinin Öpücüğü, Sons of Sins serisinin 2. kitabı. İlk kitap ülkemize Yedi Gece adıyla çevrildi. İlki okumasanız da kitabı anlarsınız tabi ama bence sıralamadan gitmek daha iyi olur. 

Richard, meşru babasının on altı ay süre boyunca St. Petersburg’da bulunduğu süre de dünyaya gelmiştir. Anlayacağınız gayri meşrudur ve toplumda bunu unutmasına asla izin vermez. Yıllar boyu aşağılamalara ve alaylara maruz kalır. Hepsine göğüs gerebilse de bir gün annesi ile bulunduğu baloda sarhoş bir genç varisin alayları üzerine, Harmsworth Mücevheri’ni bulmaya karar verir. Bu mücevher yıllar boyu gerçek Harmsworth varisleri tarafından meşruluğun simgesi olarak görülüyordur fakat uzun yıllar boyunca kayıptır. Ta ki, Richard’ın mücevherin halası tarafından  Genevieve Barret’a bırakıldığını öğrendiği güne dek. Genevieve ise bir papazın kızıdır ve kesinlikle göründüğünden daha fazlasıdır. Oldukça zeki biridir, hatta babasının bilimsel makalelerini aslında kendisinin yazıyor olduğunu göz önünde bulundurursak. Babasının onun adından bahsetmemesi artık canına tak eder bu yüzden kendi sansasyonel konusunu seçerek bir çığır açmaya çalışır. İhtiyacı olan şeyse elbette Harmsworth Mücevheri’dir.

Richard, satın almayı denese de bu işe yaramaz o da kılık değiştirerek Genevieve’ye yakın olarak mücevheri almaya çalışır.

Kitap durgun bir olay akışına sahipti uzun bir kısmı boyunca ama bu sizi yanıltmasın Anna’nın kalemi o kadar güzel ki atmosferin içerisinde kayboluyorsunuz. Çevirisi oldukça güzeldi en ufak şeyde bence bütün o büyü bozulurdu. Açıkçası ben mücevher hakkında daha derin şeyler beklerdim o kısım süs gibi kalmış desem yalan olmaz. Karakterler sevilecek tiplerdi nedenlerini anlayabiliyorsunuz çünkü davranışlarının. Öyle geçmişlerinde travma yaratacak şeyler yoktu Richard’ın üzerindeki toplum baskısını saymazsak. Bu yüzden karakterleri ve olay örgüsüyle okuması kolay bir kitaptı. Serinin üçüncü kitabını deli gibi merak ediyorum, aşka inanan dük Cam’i yani. Kalbini kırmasalar bari. Historicallerin en iyi huylu romantik dükü olmaya aday olabilir kendisi çünkü.

Bu kitap Anna’nın diğer okuduğum iki kitabına göre daha aşk dolu, daha romantikti. Tarihi aşk romanları sevenler bu yazarı kaçırmaz zaten, oldu da kaçırmışsanız, tavsiyemdir.

Kitap Tanıtımı

Genevieve Barret sır tutmak konusunda uzmandır. Babasının adıyla yayımladığı makaleleri ise en büyük sırrıdır –ta ki etkileyici bir hırsız, Harmsworth Mücevheri’ni ondan çalmak isteyene dek. Genç kadın, babasının kusursuz yakışıklılıktaki öğrencisinin gerçek kimliğini açık etmek niyetinde değildir. Çünkü an itibariyle kendini en baştan çıkarıcı sırrın tam ortasında bulmuştur. Sör Richard ise hayatı boyunca soğukkanlı görüntüsünü korumuştur. Yaşadığı acı tecrübeler sonucunda duygusal ilişkilerin insanı sadece felakete sürüklediğini öğrenmiştir. Bir gün Harmsworth Mücevheri’ni –onun baronetlik üzerindeki hakkını kanıtlayan paha biçilemez sanat eserini– ele geçirmek için harekete geçer. Ancak kendisini sonsuza dek değiştirecek bir maceraya atıldığından habersizdir. Toplum gözündeki itibarını değiştireceğini düşündüğü bu mücevher için uğraş verirken, kendini taşın sahibi genç kadının cazibesine kapılmış bulacaktır. Onun kusursuz görünüşüne direnebilen bu kadının kabuğunu kırmak sandığı kadar kolay olmayacaktır.

2 yorum:

  1. Richard çok tatlıydı ya *-* Anna az acılarla yoğurulmuş baş karakterler yaratmış bu sefer. Cam beni de acayip merak ettiriyor. Ama iyi bir şey çıkacak bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben yazarın okuduğum kitaplarından sonra Richard için çok fena şeyler bekliyordum ama olmadı ya o hafif ruh halleri ile çok eğlenceliydi kitap bayıldım hani kalın ama okutturuyor kendini :D

      Sil