5 Haziran 2017 Pazartesi

Masum Yalan | Laura Landon | Kitap Yorumu

Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. Anlatımı, konu seçimini ve duyguların veriliş şeklini oldukça sevdim. Zaten çok kalın bir kitap değil genel olarak fazla uzatılmadan yazılmış. Her ne kadar okuduğum ilk kitabı olan Sessiz İntikam’ı daha çok beğensem de bu kitabında kendine göre bir albenisi var.



Değinmek istediğim bir nokta ise berbat kapak seçimi ve düzenleme de kitap boyunca sürüp giden hatalar. Bir kitabın düzenlenmesi bu kadar mı baştan savma olur dedim.

Leydi Grace, sapkınlığı ve acımasızlığı ile bilinen bir Lord ile evlenmektense, müstakbel kocasının kendisinde en değer verdiği şeyi kaybettiğinde ondan kurtulabileceğini düşünerek, bekaretini hiç tanımadığı bir adama verir. Bu kişi Raeborn Dükü Vincent Germaine’dir tabi kendisi birlikte olduğu adamın aslına kim olduğunu bilmiyor. Her iki karısını da doğumda kaybettikten sonra bir daha hiçbir kadının hamile kalmasını sağlamayacağına yemin eder dükümüz, ta ki içkili bir halde, Madame Genevieve’nin kızlarından biriyle olana dek.  Kadını hamile bırakmış olma ihtimali ile onu görmek için tekrar geneleve gider ama kadın ortadan kaybolmuştur.

Madam Genevieve  yani Hannah aslında kim, neden böyle bir şey yaptı, Grace’in durumu gerçekten bu kadar çaresiz mi ya da sonrasında başına neler geliyor kitabı okurken cevaplarını bulacaksınız. Kitabı kesinlikle bir iki yerinde hata bulsam da akıcı çevirisi kurtarmış diyebilirim.  Onun dışında karakterlerin her ikisinin de mantıklı nedenleri vardı ve bu nedenleri ile aptalca uzatmalar yapmamaları oldukça hoşuma gitti. Arka planda karakterlerimiz ile uğraşan bir kötümüz olsa da genel olarak çiftimize yoğunlaşılmıştı.

Bataklık Meleği bu kitabın devamı olarak sayılabilir çünkü Hannah’ın hikayesi. Sözü geçen sapkın Lord ile bağlantısı ve ipucu verilen geçmişinden sonra kendisi oldukça merak ettiğim bir kişi oldu.

Kitap Tanıtımı 

Leydi Grace Warren, babası onu ahlaksız bir adam olan Lord Fentington'a sattığında, kendisini sefil bir hayattan kurtarmak için esaslı bir hamle yapması gerektiğini biliyordu. Viktorya dönemi İngiltere'sinde bir kadını değerli kılan tek bir özelliği vardı: iffeti. İffeti olmadığı takdirde, onu ne Fentington ne de başka bir adam isteyecekti. Fakat en azından özgür olacaktı. Artık sıra o önemli geceyi yaşayabileceği bir adam bulmaktaydı; ona sorular sormayacak, başka isteklerde bulunmayacak bir adam... Çünkü her şeyini riske atmaya hazırlanan bir kadın için, bu görevi vereceği adam herhangi bir adam olamazdı.
Raeborn Dükü Vincent Germaine iki karısını da doğumda kaybettikten sonra bir daha asla evlenmeyeceğine dair yemin etmiştir. Bir vârise sahip olabilmesi için kaybedilen hayatlar nedeniyle suçluluk duygusu ve acı içinde yaşarken, ihtiyaçlarını artık yalnızca Londra'nın en tedbirli cariyeleriyle karşılamaktadır. Fakat büyüleyici bir yabancıyla geçirdiği tutkulu bir gecenin başka bir hayatı daha riske atmış olabileceğini öğrendiğinde Vincent, hiçbir şeyden şüphelenmeyen o kadını bulmak için yola koyulur ve karşısında eşsiz bir cesareti ve güzelliği olan güçlü bir kadın bulur. Peki, tüm zorluklara rağmen, çaresizlikleri tarafından bir araya getirilen bu iki yabancı gerçek aşkı bulabilecek mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder