12 Temmuz 2017 Çarşamba

Postacı Kapıyı Çalmayacak | Ava Dellaira | Kitap Yorumu

Çok fazla genç kurgu okuyan ve seven bir insan değilim. Aslında kitap ile başlarında yıldızlarımız pek uyuşmuş sayılmazdı ama sonradan elime aldığımda bu sefer sabaha kadar elimden bırakamadım.


Kitap, kahramanımız Laurel'ın ablasının ölümü ardından ingilizce ödevi için ölmüş ünlü insanlara mektuplar yazmasıyla başlıyor. Bölüm başları yerine Amy Winehouse'dan Kurt Cobain'e, Judy Garland'dan, Amelia Earhart'a kadar birçok ünlü isme ithafen yazılmış kısımlar var. Bu açıdan çok sevdim farklı bir havası olmuş, bazılarını hiç bilmiyordum bile tanımak bu kitap sayesinde kısmetmiş.
Laurel'in ablasının kaybıyla başa çıkmaya çalışması, iç dünyası hakkındaki şeyleri ölen ünlüler ile bağdaştırması, ablasına aslında ne olduğu, yeni okulu, yeni arkadaşları, ailesinin durumu ve tabi hoşlandığı çocuk Sky derken kitap akıp gidiyor, başlarda sanırım bu tarz bir yazıma alışık olmadığımdan çabuk sıkılmıştım çünkü kitap bu dediğim konular üzerinde ilerliyor ama tabi kızımızın yaşantısı da ilerledikçe bende bir sonraki mektubun konusu ne olacak diye elimden bırakamadım.
Özellikle Laurel'in ablasına ne olduğu hakkında ki sırda çok hassas olduğum bir konuya değinilmişti. Hani o sayfaları okurken Laurel'in ablasıymışım gibi hissettim sonuna kadar. Düşünmeden edemedim acaba yazarı bu konuyu yazmaya iten şey neydi diye.
Oldukça sade, okuyucu yormayan, farklı olayları birbirine bağlayan bir tarzı var yazarın. Çevirisi gayet güzeldi ki çeviri eğer yetersiz olsaydı bu kitap içinden hiç çıkılmayacak bir hal alırdı. Kapak çalışması da oldukça güzel olmuş.
Kitabın çok fazla hareketli noktası yok, başlarda beni sıkan bu olmuştu okuyacaksanız bunu bilerek okuyun derim. Ama bu farklı anlatım açısını da tatmak güzel oldu. Kitapta yer alan karakterlerin arkadaş ortamında yaptığı şeyler bir ara bende noluyoruz ya etkisi bıraksa da aslında artık bunlar hem özellikle Amerika'daki hem de bizdeki okul hayatına pek yabancı olmayan şeyler maalesef.
Ve son olarak kitap filme uyarlanacakmış. Bir de beyaz perde versiyonunu izlemek benim için oldukça keyifli olacak kitapta sonlara doğru gözlerim dolduysa filminde kesin ağlarım orası ayrı mesele.

Kitap Tanıtımı

Size bu mektupları yazmaya başlayınca kendi sesime kavuştum. Sonra bana yanıt veren bir ses duydum. Bir şarkının farklı tınlayışında, bir filmin hikâyesinde, kaldırımdaki çatlakta açan bir çiçekte buldum yanıtı. Bir pervanenin kanat çırpışında, dolunaya dönen ayda... Yeryüzünde bu mektupları gönderebileceğim bir adres yok. Öldüğünüzü biliyorum ama sizi duyuyorum. 
Hepinizi duyuyorum. Buradaydık, bunun bir anlamı var, diyorsunuz.

Kısa süre önce ablasını kaybeden Laurel, onun nasıl öldüğünü bilen tek kişidir ve bu sırrı kimseyle paylaşmamasının bir nedeni vardır. 

Onu bu karanlıktan çıkaracak yardım eli, hiç beklemediği bir yerden gelir. Genç kız okulda verilen bir ödevle mektuplar 
yazmaya başlar. Bu mektupların ortak noktası ise erken yaşta hayata veda etmiş, onun için anlamı olan Amy Winehouse ve 
Kurt Cobain gibi ünlü isimlere yazılmasıdır. Zaman geçtikçe 
bu duygu yüklü mektuplar hem ablasının ölümü üzerindeki 
sır perdesinin aralanmasına hem de Laurel’in kendine bir yol 
çizip yetişkin bir bireye dönüşmesine yardımcı olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder