Suya Yazılan Hayaller (Friday Harbor #3) Lisa Kleypas | Kitap Yorumu

Lisa Kleypas tarihi aşk kitapları konusunda oldukça güvendiğim bir yazardır. Günümüz serisinde kalemini o türdeki seriler kadar iyi bulmasam da yine de bir çok seriden daha önde benim için. Friday Harbor serisi üç kardeşin hikayesini anlatıyor fakat bir dördüncü kitabı da var o da umarım yakın zamanda çevirilir.


Bu kitabın kahramanı uzun zamandır merak ettiğim Alex Nolan'dı. Boşanmış, alkolik, dibe vurmuş olan bir adam olarak yeni bir sayfayla nasıl başa çıkacağını, daha doğrusu yeni bir sayfa isteyip istemediğini merak ettiğim bir karakterdi. Zoe ise talihsiz bir evlilik, nefretlik bir baba ve muhteşem büyükannesi ile kuzeniyle beraber okumayı oldukça sevdiğim biri oldu. Özellikle kuzeni Justine ile sonlara doğru olan muhabbetlerini okurken kahkahalarıma engel olamadım. Sanırım bir sonraki kitap onun, okumak için sabırsızlanıyorum.
Bir önceki kitap Aşkın Son Yankısı'nda meydana gelen bazı olayların ve davranışların tuhaf olduğunu düşünmüştüm. Bu kitapta onların gizemi çözüme kavuşuyor ve bir de olay daha da fantastikleşiyor diyebilirim. Unutmadan, kitap boyunca bize eşlik eden bir hayalet var. Ve kendisi oldukça eğlenceli. Evet, bildiğimiz hayalet.
Gizemli, aydınlatılması gereken bir geçmiş ve bunun yanında bu olayların Zoe ve Alex ile ne alakası olduğunu kitap boyu merak ettim. Hatta bu hayaletin gizemini bazı anlarda onlardan daha fazla merak ettim desem yalan olmaz. Biraz tahmin ettiğim gibi olsa da, kitabın benim için akıcı olmasında büyük etkisi var.
Çeviri ve kapağını da oldukça beğendim. Hafif, zaman geçirmelik ama bunun yanında kaliteli bir şeyler okumak istiyorsanız seriyi tavsiye ederim.

Kitap Tanıtımı


Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçek aşkın küçük bir umut ışığı olduğu Friday Limanı dünyasına hoş geldiniz…

Friday Limanı’nı evi olarak gören üç Nolan kardeşten biri olan Alex Nolan da diğerleri kadar karamsar ve alaycıdır. İçki şişesinin yardımıyla içindeki şeytanlarla savaşmakla ve kendi cehenneminde yaşamakla meşguldür. Sonra bir gün karşısına bir hayalet çıkar. Onu sadece Alex görebilmektedir. En sonunda aklını mı kaçırmaya başlamıştır?

Zoë Hoffman doğuştan romantiktir. Yakışıklı Alex Nolan’la tanıştığında, bütün içgüdüleri ona kaçmasını söyler. Alex bile ona kaçmasını söyler. Ama Zoë bir şekilde, geçmişin hayaletlerinin kırık bir ruhta yeniden nefes alabileceğine, dahası aşkın boyutların ve mantığın ötesine ulaşabileceğine Alex’i inandıracaktır…

Yorumlar