Hep Sonradan | Ezgi Durmuş | Kitap Yorumu

Kitap bittiği zaman, ağlamamak için kendimi zor tutar bir haldeydim. Dersin ortasında oldukça garip olurdu. Boğazıma oturan koca yumru uzun süre geçmedi.

Eylül, sahip olduğuna şükrettiği bir sevgilisi, editörlük gibi güzel bir işi olan başarılı bir kadındır. Onu terk eden babasına rağmen, annesiyle kendilerine güzel bir hayat kurmuşlardır.

Ta ki annesinin kanseri yeniden nüksedene dek.

Eylül'ün bu durumun öncesi ve sonrasında yaşadıkları oldukça zordu. Her ne kadar çevresi kalabalık olsa da, onun gerçekte annesinden başka kimsesi yoktu.

Yazar kitapta bolca iç konuşmaya yer vermiş. Bu benim normalde sevmediğim bir şey çünkü yazarlar bu gibi durumlarda karakterleri yaşatmayı unutuyorlar bana göre. Ama bu kitapta öyle değildi. Eylül'ün iç sesini okumak sıkıcı ya da bunaltıcı değil, aksine onu gözümde daha gerçek yapacak kadar içtendi.Arka planda gelişen olayları daha önceden az çok tahmin etsem de okuması daha etkileyici oldu.

Kitabın sonu ise beni darmaduman etti. Daha farklı bir son olsaydı olmazdı bence de ama o sondan sonra karakterlerin yaşadıkları hakkında ufak birkaç ipucu olsaydı belki bazı karakterlere karşı hırsımı alabilirdim.

Cümleleri altı çizilesi, oldukça etkileyici bir kitaptı. Tavsiye ederim.

Kitap Tanıtımı

Ortak bir acıya sahip iki kişi varsa, acı eşit bölünmez; biri diğerinden daha güçlü olmak ve acının büyük payını üstlenmek zorundadır. Dilediği gibi ağlayamaz, korkamaz, öfkelenemez... Hayatındaki herkes onu güçlü sanır da kimse bilmez, savrulmasının ufacık bir rüzgâra baktığını.

Ben güçlü olan taraftım.

Annem, saçlarını kaybedene kadar...

Yorumlar