Sen | Selvi Atıcı | Kitap Yorumu

Okuduğum en güçlü kadınlardan birine ev sahipliği yapıyor bu kitap. Süheyla, namıdiğer Sü, namıdiğer Matruşka. Kardeşinin ölümünün bir intihar olduğuna inanmayarak olayların perde arkasını aralayabilmek için İzmir'den İstanbul'a giden, sorunlarını ve acısını bir kenara bırakıp gözü sadece intikamını gören bir kadın. Tabi bu yolda beklenmedik bir ipucu Demir Mızrak ile bağlantılı olunca, hiç istemese de bu yabancı, deli edici tavırları olan adamla beraber çalışmak zorunda kalır. Kayıp Şehir Serisi'nden Ali'nin sürekli serideki en komik karakter olduğunu söylerdim, bu konumu ise Demir Mızrak kesinlikle devraldı benim için. Süheyla'ya takıldığı, peşinden yavru kedi gibi dolandığı, aşık olduğu kadını elde edebilmek için her şeyi yapan biri olarak yaptığı ve Süheyla ile girdiği diyalogların çoğuna kahkahalarla güldüm. Tabi güldüm ama aynı zamanda ağlama noktasına da geldim çoğu zaman. Kitabın başlangıç sahnesi Umur'un dilindendi, Süheyla'nın ölen kardeşi. Boğazımın düğümlenmesine engel olamadım, öyle bir yazmış ki yazar, ardından Süheyla'nın bu ölüm sonrası yaşadığı duygu yoğunlukları nefesimi kesti okurken. Yazarın kalemine bir kez daha hayran kaldım. Karakterlerin hissettiklerini çok güzel aktarmış, özellikle diyaloglar bazı yerlerde o kadar eğlenceli ki, bu tarz bana her duyguyu yaşatan kitapları okumayı çok seviyorum. Kayıp Şehir serisini de çok beğenmiştim ama bu kitap sanki bir tık daha ileride bir güzelliğe sahipti yazım tarzı açısından özellikle. Tabi Sen'den sonra Mızrak kardeşlerin büyüğü, sorumluluk sahibi, odun, yalnız Çelik Mızrak ile tanışmak için sabırsızlanıyorum. Özellikle kitabın sonunda yaşanan bir sahne sonrası onun kitabını elime aldığımda keyiften dört köşe olacağım.

Kitap Tanıtımı

Bir varmış bir yokmuş. Uzak diyarlarda Süheyla isminde bir prenses yaşarmış. Bu prensesin en çok sevdiği şey ailesiymiş. Ancak bir gün Demir diye biri, pervasız gülüşünün ardına sakladığı çelik gibi iradesiyle kalbine sızmayı başarmış ve Süheyla’ya başka birini de sevebileceğini öğretmiş. Süheyla, Demir’i hoş geldin diyerek kabul etmiş hayatına ve birlikte geçirecekleri mutlu bir gelecek hayali kurmaya başlamış.

Eğer bu bir masal olsaydı, Süheyla’nın hikâyesi aynen böyle olurdu. Ama bu bir masal değildi. Bu, ailesini çok seven ve kardeşinin intikamı için her şeyi göz almış bir kadınla, kendi kefaretini ödemeye çalışan bir adamın hikâyesiydi.

Önünde hiçbir şeyin duramadığı bir hikâyeydi. Aşkın bile…

Yorumlar