Senden Önce Senden Sonra (Scoundrels #3) | Loretta Chase | Kitap Yorumu

Kapağından anlamayacağınız üzere bir historical romance yazarını daha tanımış oldum. Epsilon sağ olsun, kitabın baskısını yapmadığı için bulması bir hayli zor, ben de arkadaşım sayesinde buldum. Siz de bu türü seviyorsanız eğer bulursanız almanızı öneriyorum. Kitabın basımındaki hataları saymazsak içeriği oldukça kusursuzdu. Böyle burnu havada hovardaladın sağlam duvara toslamalarını ve kadın karakterlere delicesine tutulmalarına bayılıyorum. Jessica, kardeşi Bertie'nin idolü, günah ve bol keseden para harcadığı eğlenceleriyle ünlü Lord Dain'i onu bu yaptığından vazgeçirmek ve kardeşini de rahat bırakmasını sağlamak üzere Paris'e gider. Tabi ki ilk görüşte birbirlerinden etkilenirler ama ikisi de bunu oldukça farklı bir şekilde gösterirler. Aralarındaki kıvılcım, elektrik buram buram sayfalardan sızıyordu. Nefesimin kesildiği o kadar çok sahne vardı ki. Hele ki Jessica tamamen tahmin edilemez hareketler yaptığında ağzım açık bir halde gülsem mi dehşete mi düşsem karar veremedim. Efsane bir kadın karakterdi. Lord Dain, yani Sebastian ise farkında olmasa da kendini Jessica'ya çoktan teslim etmişti. Onun o bocalayışını, teslimiyetini, çaresiz çocukluğunun yol açtığı her bir kısmını okudukça daha da çok sevdim Dain'i. Bazı kelimeler oldukça kaba bir şekilde kullanılmıştı. Bunun çeviriden dolayı olduğunu düşünüyorum açıkçası pek karakterlerin tarzında şeyler değildi. Ek olarak bazı yazım yanlışlarını saymazsak oldukça akıcı bir şekilde okunabilecek bir kitaptı. Bu seriyi de sırasıyla okumak isterdim. Scoundrels serisinin üçüncü kitabı oluyor kendisi fakat yayınevi sadece bunu basmış, yazarın diğer kitapları da yine farklı serilerde ve farklı sıralamalara aitler. İçimde iyi bir romanı okumuş olmanın sevinci, yeterince değer görmediğini bilmenin de hüznü var. Tavsiye ederim.

Kitap Tanıtımı

Ona birçok isim takmışlardı ama melek o isimlerden biri değildi…
Sebastian Ballister, Dainler’in adı çıkmış Markisi, çok kötü ve çok tehlikeli biriydi. Saygı duyulacak hiçbir kadın bu lanetli adamla birlikte olmak istemezdi. Dain Markisi’nin de onlarla ilgisi yoktu zaten. Günah işleyip durmaktan vazgeçmiyor, gamsızca yolunda ilerliyordu. Ta ki bir gün bir dükkân kapısı açılana ve o kadın içeriye girene dek…

O, bu dünyadaki en kötü adama âşık olamayacak kadar zeki bir kadındı…
Jessica Trent kararlı, genç bir kadındı ve erkek kardeşinin yoldan çıkmasına ne pahasına olursa olsun engel olacaktı. Onu kurtarmak hem ailesini hem de ailesinin geleceğini kurtarmak anlamına geliyordu. Ve genç kadın bu yolda gerekirse şeytanla işbirliği yapmaktan kaçınmayacaktı. İşin zor tarafı, karşısındaki şeytanın inanılmaz derecede karşı konulmaz oluşuydu ve esas kurtarılması gereken Jessica’nın ta kendisiydi!
 

Yorumlar