Gece İle Şafak | Fatma Erdek | Kitap Yorumu

Okuduğum en iyi Fatma Erdek romanı olduğunu söyleyebilirim Gece ile Şafak'ın. Kitaplarında kullandığı dili, olayları anlatış şeklini çok seviyorum kendisinin. Kelimeler böyle nasıl desem, adeta hayat buluyor karakterler ile çok farklı bir şekilde empati kurabiliyorsunuz. Kalemi bile bu sefer ayrı bir şekilde etkiledi beni. Bu kitapta karakterler iyisi de kötüsü de bir çok acıya sahiplerdi. Hele ki nefret etmek istediğim ama edemediğim, ona çok kızmama rağmen yine de üzüldüğüm Tuncay, gizemli kişiliği ve gözlerinin ardında koca bir sır perdesi taşıyan Şafak, meyhaneden başka her yere ait olması gerekiyor gibi görünen, sesiyle ve güzelliğiyle erkekleri kendine hayran bırakan, herkes gibi büyük bir sırrı içinde barındıran Gece... Şüphesiz bu kişiler kadar, romanda en acı darbeleri alan Mahnur ve Ceylan ise kalbimi çok burktu okurken. Marika ve Devran'ın yarım kalan hikayesi, Leyla ve Hikmet'in evlat acısı, ah ah ne siz sorun ne ben söyleyeyim taşan buram buram acı duyguları. Kitapta aşk ve tutku yine yazarın kendine özgü tarzıyla yansıtılmıştı. Dram ise had safhadaydı, karakterler yine gelecekelerini önemli ölçüde şekillendirmiş acı yaşantılara sahiptiler. Gece muhteşem sesiyle yer altında önemli ölçüde etkisi olan Çakır'ın mekanında şarkı söylemeye başlıyor. Şafak ise oranın müdürü, daha sonra Çakır, Şafak'ı Gece'yi koruması için görevlendiriyor. Tabi ilk görüşte birbirlerinden pek fazla haz etmeseler de bu durum sonradan hızlıca aşılıyor. Birbirlerinin hayatlarında önemli ölçüde yer kaplamaya başlıyorlar. Tabi biz sadece bu olayları değil aynı zamanda geçmişten kesitleri de okuyoruz. Sonradan ise işe, yer altının en önemli ağa babası Demirhanlı Tuncay dahil oluyor. Karakterlerin geçmişleri ilmek gibi işlenmişti birbirlerine. Bence kendi kategorisinde çok önemli bir yere sahip Fatma Erdek. Romanlarını okumanızı gerçekten tavsiye ederim. Hem aşk ve dramın iç içe geçmiş halinin en güzel versiyonlarından hem de bu duygulardan çok daha fazlasını kitaplarında barındıran bir yazar.

Kitap Tanıtımı

Karanlıkta bile gören gözdü yürek. Bir kez bağlandığında, iz sürüyordu. Onlar sevgiyi de, acıyı da birlikte yaşamışlardı. Büyüklerin dünyasında kötülüğün kurbanı olmuş, kaderin savurduğu farklı yönlerde kaybolmuşlardı.

Yıllar geçmiş, yaşamlar değişmiş, dile getirilemeyen acılar karanlıklarda hapsolmuştu. Ancak bir gerçek vardı ki; aynı ateşte yanan yürekler, biraz örselenmiş, biraz olgunlaşmış olsa da, birbirini tanıyordu.

Fakat hayat bu kez onlara farklı roller çizmişti. Gece, intikam ateşiyle yanan bir kadın… Şafak, sevdiği kadını korumak için kendinden vazgeçmeye hazır bir erkek… Gerçeği ararken, aşkın ve tutkunun esiri olan iki yürek…

Bir yanda dar, çıkmaz sokaklar, birbirine yaslanmış gecekondular, benzer yazgılar, yüzler, insanlar… 

Diğer yanda karanlığa sahte ışıklar yakan sazlı sözlü mekânlar, suçlar, suçlular, hem sefil, hem de göz alıcı hayatlar…

Tehlikenin koynunda, sırlarla çevrili derin bir AŞK hikâyesi okumaya hazır mısınız?

Yorumlar