Ateş Şarkısı (Fever #9) | Karen Marie Moning | Kitap Yorumu

Bu serinin kalbimdeki yerini nasıl tarif edebilirim bilmiyorum gerçekten.Bayılıyorum, aşığım, okurken içim içime sığmıyor. Serinin sıkı takipçisi olsanız da olmasanız da kitabın konusundan bahsetmek yine spoiler olur. Neredeyse her bölümde farklı bir gelişme yaşanıyor ve insanı şoka sokacak birçok şey gerçekleşiyordu. Mac, Barrons, Dani-Jada-, Ryodan, Christian ve daha bir çok karakter en son bıraktığımız gibi dünyayı kurtarmaya çalışmaktaydılar. Başarılı oldular mı olmadılar mı onu okurken öğreneceksiniz. Her iki sonuçta yazarın evreninde çok farklı şeylere sebep olacağından iki ihtimale de hiç olmaz demeseniz iyi olur. Mac ve Barrons en azından artık dinginleşmiş, okurken bana gözlerimden kalp fışkırması kaldı. Bu ikilinin olduğu bölümler, kelimeler, cümleler gerçekten çok farklı bir şey hissettiriyor. Dani ve Ryodan arasındaki gelişmeler beni hem sinirlendirdi, hem heyecanlandırdı, işler istediğim gibi gitmedi, karakterlerin kalın kafalarını çok kez birbirlerine tokuşturmak istedim. İkisi de birbirlerinden inatçı, birbirlerinden fazla dediğim dedik. Serinin devamında main karakter olarak Dani yer alacakmış Buz'da olduğu gibi. Onu Buz'un öncesine kadar çok sevmiyordum ama o kitabı okuduktan sonra High Voltage için çok heyecanlanıyorum. Birkaç karakter hakkında farklı, ihtimal vermediğim şeyler oldu. Yazar takır takır bir güzel harcamış çoğunu öyle söyleyeyim. Bir de şu Cruce konusunda arada kalan sadece ben miyim? Onu bir seviyorum bir sevmiyorum ama yer aldığı kısımların oldukça heyecanlı geçtiği de bir gerçek. Aslında bahsetmek istediğim çok şey var. Ama spoiler işte arkadaş. Yoksa ben size neler neler derdim de diyemiyorum. Birçok karakterin olayları yarım kaldı e malum yok olmakta olan bir dünya varken zahmet olmazsa. Zaten daha iki kitap var bizde çıkacak olan galiba. Oralarda da sonuçlanmaz da açık uçlu olarak kalırlarsa kafayı yerim aklımda senaryo oluşturmaktan. Orijinal kapağı da ayrı beğendim.Seri muhteşem kapakları hak ediyor.

Kitap Tanıtımı
Mutluluğu beklemekle ancak ömrünü tüketirsin. Önemli olan, o mutluluğu bir savaşın ortasındayken bulabilmek.

Mac, Barrons, Ryodan ve Jada dünyanın kontrolünü yeniden kazanmaya çalışırken düşmanlar müttefik oluyor, doğru ve yanlışın, ölümle kalımın, arzuyla aşkın arasındaki çizgiler anlamını yitiriyor. Dublin’in üstündeki kara delikler dünyayı yok etme tehdidiyle yükselirken en büyük tehlike MacKayla Lane’in içinde ortaya çıkıyor: Sinsar Dubh, bedenini ele geçirdi ve doymak bilmez güç arzusuyla her şeyi yakıp yıkmaya kararlı.

İnsanlığın ve Fae’nin kaderi, kitabı yok edip Yaradılış Şarkısı’nı geri almaya bağlı. Ancak bu amaçlara ulaşabilmek için sidhe-kâhinlerin, Dokuzlar’ın, Seelie ve Unseelie’nin iş birliği yapması ve kaçınılmaz seçimlerle yüzleşmesi gerekiyor.

Bu kez fedakârlık olmadan başarı, risk olmadan kazanç, geri dönülmez kayıplar olmadan zafer yok. Mac’in ruhu için verilen savaşta, her kararın akıl almaz bir bedeli var.

Yorumlar