Erken Rüya Zamanlar | Fatma Erdek | Kitap Yorumu

"Zamansa, işte yıllar, işte zaman... Kime, neye, hangi yaraya derman?" Sıradan bir kurgu ancak insanı bu kadar etkileyebilirdi. Kendi adıma söyleyebilirim ki Fatma Erdek'in bütün kitaplarını okudum ve bu romanı Melekler Zamanı'ndan sonraki favorim oldu. Geçmişte yaptığı bir hatanın bedelini yıllar boyu ödeyen Nehir ve düşüncelerine, kalbine, yazılarına, sevgisini ifade ediş biçimine hayran olduğum Eser. Bu adam okuduğum en romantik erkek karakterlerden ilk üç arasına girer rahatça söyleyebilirim. Nehir'i, Eser'in çekmesine sebep olduğu acılardan sonra aslında sevmeyeceğim, okurken soğuyacağım bir karakter olarak düşünsem de yıllar, çektiği acı ve pişmanlığı olgunlaşmasına sebep olmuş. Nehir'in Eser'i terk etmesini, karakterlerin bu sebepten dolayı içlerinde sürekli kanayan yaralarını çok iyi anladım okurken. Eser ne yapsa mübahtır diye düşünüyordum, ama adam aşık gerçekten, kalbinin kırılmasına rağmen kalbini kıran kişiyi yine de nasıl güzel seviyor hala. Nasıl bittiğini gerçekten anlamadım. Karakterlerin yaşadıkları, birbirlerine olan tepkileri, kendilerini birbirlerinde yeniden bulmalarını okumak o kadar güzeldi ki. Sanki ben sevdiceğime kavuşmuş gibi mutlu oldum onları okurken. Tabi Nehir'e sadece terk edişi nedeniyle değil aynı zamanda Kaan konusundaki belirsiz tavrından da dolayı sinirlendim. Gerçi belirsiz değildi ama yine de bunu sadece içinde tutarak Eser'in haklı tepkilerini çekti üzerine. Ah Eser, cidden böyle seven bir adam var mıdır acaba? Yazdığı o mektuplar, aşk acısıyla kavrulduğu zamanları, Nehir'e olan hislerini tarif ediş şekli... Yazar okuması gerçekten çok keyifli olan bir iş koymuş ortaya. Fatma Erdek kalemi ile tanışmak isteyenlere tavsiye ederim. Sevenleri zaten bu kitabı kaçırmaz diye düşünüyorum.

KİTAP TANITIMI

Yarım kalan aşklar, tamamlanmamış cümleler gibidir.

Bir hıçkırığa düğümlenmiş itiraflar, bastırılmak zorunda kalınan hevesler, gönderilmemiş, hatta kaleme dahi alınmamış, yürekten yüreğe yazılan mektuplar,

saklanmış duygular, beklenmedik bir veda, zor anlar, zor yıllar…

Ayrılık…

Oysa, söylenecek ve yaşanacak ne çok şey vardı daha.

Aradan geçen yıllar, onların aşklarını güçlendirmekten başka bir işe yaramamıştı. Birbirini kıyamete kadar sevmek için yaratılmış olan

Eser ve Nehir için de, cümle tamamlanmamıştı henüz.

Sağ elimle kalbimin üzerine dokundum. Sanki gerçekten de var olan bir yaraya değiyordum. Yavaşça, usulca, aşkla… Ah, kalbim! Bedenimin en iflah olmaz, en söz dinlemez, en laf anlamaz yeriydi. Başkasına dilsizdi, kördü, sağırdı. Sadece Eser oturmuştu oraya ve bir dağ kadar yüksek, bir dağ kadar ağırdı.

***

Sen hep oradaydın Nehir. Gittim sandığında bile ben seni bırakmadım. Yumdum avuçlarımı, sakladım sıcaklığını… Kader bu, biliyorum. Bu, elinde değil insanın. Sevdaların her biri birbirinden farklı. İçerikleri, derinlikleri, hissetme şiddetiyle doğru orantılı. Benimki bir depremdi, bir iç sarsıntısı. Bir vurgun, bir kalp yarılması. Seni gördüğüm gün başladı. Her yaşımda, her yılımda azalır sandım, umdum ama olmadı.
 

Yorumlar