Gecenin Gölgesi (All Souls Trilogy #2) | Deborah Harkness | Kitap Yorumu

Üç kitaplık bir serinin ikinci kitabının yorumu ile geldim. Yazarı gerçekten tebrik etmek gerekiyor, konu ilerleyişi aynı olsa bile üç kitabın üçünde de birbirlerinden farklı bir atmosfer sunmayı başarmış kendisi. İlk kitap olaylara giriş evresini ve karakterleri tanımamıza yönelikti. Matthew ve Diana arasındaki tutku, aşk, güven ve sahiplenme duygusunun nasıl geliştiğine tanık oldum. Ek olarak kayıp el yazmasına bağlı olsun veya olmaksızın o dünya ile alakalı bir sürü yeni şey karakterler tarafından keşfedildi ya da okurken öğrendim. İkinci kitapta ise Matthew ve Diana, Diana'nın güçlerini kullanmasının yöntemlerini öğrenebilmek adına Kraliçe 1. Elizabeth dönemine zaman yolculuğu yaparak gittiler. Yazarın gerçekten tarih hakkında bilgi birikimine sahip olduğu en çok bu romanda belli olmuş. Okuyanlar bilir Matthew yüzyıllardır yaşayan biri olarak bilim ve kültürün her kısmına tanık olmuş biri. Bu yüzden onun gerçekte de yaşamış olan birçok tarihi kişilik arasındaki bağlantıları mevcuttu. Sanat ya da kraliyet camiasından bir çok kişiyle diyaloga girilen bir kitap oldu. Bir yandan da Diana güçlerini kontrol etmek isterken o dönemde büyücüler için nasıl bir baskı vardı onu öğrenmiş olduk. Tabi bu bahsettiklerim buzdağının görünen kısmı sadece.
Yazarın üslubunu çok takdir ediyorum gerçekten. Serinin okunması için sakin bir kafa ve ufak bir zaman dilimi gerekiyor ki birçok olayı ve kişiyi anlayabilmek adına kavrayarak okuyalım. Beğenmeyenler de olabilir elbette çünkü herkese hitap edecek bir tarzda değil yazım şekli. Tabi bence türü sevenler yine de bir şans vermeli özellikle Matthew ile tanışmalı. Şaşırdığım bir nokta ise çiftimizin bu kitapta birbirleriyle çok fazla vakit geçirememesi oldu. Aslında geçirdiler ama demek istediğim aralarındaki duygular gerçekten çok yoğundu, kitapta Matthew'in zaman yolculuğu yapması hakkında söylenen bir şey var, o dönemdeki kişiliği ile günümüzdeki düşünce yapısı aynı olmadığından bu asıl Matthew'i de etkileyecekti. Kötü olarak değil ama bir fark hissediliyor gerçekten. Zaten bu defa daha çok Matthew'i biraz gerçek anlamda tanımak ve Diana'nın güçlerine nasıl hakim olabildiğini anlatmak adına ayrılmış bir kitap olmuş. Tabi siz benim böyle bahsettiğime bakmayın araları yine tutku ve aşk doluydu ama ne demek istediğimi okuyanların daha iyi anlayacağını düşünüyorum. Sayfalar boyunca her duyguya şahit oldum ve tarihe doydum diyebilirim. Anlatım tarzı sayesinde bunları kafam karışmadan rahat bir şekilde okuyup anlayabildim. Farklı tarzlarda fantastik seriler arayanlara şiddetle tavsiye ederim.

KİTAP TANITIMI
Tarih ile büyünün zengin dünyasında kök salan aşk hikâyesi, 
geçmiş ve tutkuyla örülmüş bir masala sürükleniyor.
Düğüm yavaş yavaş çözülüyor

Her şey Cadıların Keşfiyle başladı Güçlü bir cadı ailesinden gelen tarihçi Diana Bishop ile vampir Matthew Clairmont, canlıları birbirinden ayıran doğa yasalarını bozmuştur. Diana, Bodleian Kütüphanesinde gizemli bir el yazması keşfettikten sonra Matthewla kaderlerini birbirine bağlayan olaylar zincirini tetiklediği için cadı, iblis, vampir ve insanların bir arada yaşamasını sağlayan hassas bağ tehdit altına girmiştir.
Güvenli bir yer arayan Diana ile Matthew zamanda geri giderek 1590 Londrasına yolculuk ederler. Ancak kısa süre içinde geçmişin aslında güvenli bir sığınak olmadığını anlarlar. Bir şair ve Kraliçenin casusu olarak eski kimliğine geri dönen vampir, Gece Okulu adındaki, radikal grupla tekrar bir araya gelir. Aralarında oyun yazarı Christopher Marlowe ve matematikçi Thomas Harriotın da olduğu bu toplulukta kural tanımaz iblisler ve dönemin yaratıcı zihinleri vardır.
Matthew ile Diana, Ashmole 782 el yazmasını ve genç kadına olağanüstü güçlerini nasıl kontrol edeceğini öğretecek olan cadıyı bulmak için birlikte Tudor Londrasının altını üstüne getireceklerdir.

Sürükleyici ve romantik bir olay örgüsü E. L. James, The Guardian


Yorumlar