Biz (Sen #2) Selvi Atıcı | Kitap Yorumu

İliklerime kadar aşkı hissettiğim, bir de onun yanında bolca gizem olan kitapları severim derseniz Selvi Atıcı kalemi tam size göre. Yazarın yedinci kitabı Biz, okumak isteyenlere tavsiyem ise Sen kitabından sonra okumaları olur. Mızrak kardeşler romantik aşığıysanız kaçırmamanız gereken kişiler. Sen'i okuduk, Çelik'i merak ettik. Genelde şöyle bir şey oluyor, göklere çıkan karakterin kitabını bir okuyorsunuz keşke okumasaydım diyorsunuz bitince. Ya da beklediğiniz kadar etkileyici olmuyor, yan karakterken daha çok seviyorsunuz bazı kişileri. Çelik'te böyle bir şey oldu mu? Tabi ki hayır. Gerek Sen'de gözüktüğü sahneler olsun gerek bu kitaptaki bölümleri, hepsi muhteşemdi. Çelik'in yeğeni Umut'un bakıcısı olarak kısa süreliğine işe başlayan Çiğdem ile burnundan kıl aldırmaz, kibirli, ukala Çelik Mızrak'ın aşkını elbette ki okuması son derece keyifli oldu. Gerçi kibirli falan dememe bakmayın adamın içinde ne cevher varmışta işte izin vermemişler ki göstersin doya doya, o da doğru kişiyi bekliyormuş. Çiğdem gibi birini elinde olsa hemen kovar beyefendi ama elinde olmayınca da neler oldu neler... Kadın karakterimiz ise Çelik beyi duvara toslatacak, içindeki romantiği tekrar ortaya çıkaracak derecede güçlü, sırlarla dolu, etkileyici bir karakterdi. Tekrar diyorum çünkü Çelik'in başından daha önce bir evlilik geçmiş, berbat bir şekilde de sonlanmıştır, böyle adama bu yapılır mı Senem diye bazı sahnelerde sinirden ve karşılaştığınız yüzsüzlükten saçlarınız kabarabilir uyarayım. Çiğdem'in kaçtığı geçmişi, gıdım gıdım biriktirdiği paralar ile kendini kurtarmaya çalışmasını okurken ona hem üzüldüm hem de daha hayran oldum. Hayran olmak demişken tekrar Çelik beye kaydıracağım cümlelerimi. Çok zevk aldım okurken. Konuşması bile sizi psikopatça kitabı okumaya sevk eder mi bir karakterin? Adamın kullandığı eski Türkçe kelimeler, giyiniş tarzı, o tavırları, Çiğdem hakkında ki düşünceleri, duvarlarını teker teker yıkması... Ben böyle gidersem en sonunda kitabı baştan okumaya başlayacağım herhalde. Demir ve Süheyla ile tekrar buluşmak da çok güzel oldu, onların yer aldığı bölümlerde gülmekten yanaklarınız ağrıyacak. Sü'cüğüm laf sokmalarından geri kalır mı? Kalmaz, kalmasın. Demem o ki yazarı sevenler tabi ki de bu kitabını da kaçırmaz, kaçırmamalı. Romantik seven ama Türk yazarlardan okumayı pek tercih etmeyenlere ise sözüm çok şey kaçırdığınız.

K İ T A P T A N I T I M I
Zengin, güçlü ancak bir o kadar da sert ve soğuk bir adam. 

Sorumlulukları onu erkenden ve belki de biraz fazla olgunlaştırmış. Âdeta çelikten bir duvar. 

Üç parça takım elbisesi, geniş omuzlarına oturan kaliteli paltosu ve kasketiyle tamamlıyor zırhını. Dışarıdan göründüğü kadarıyla bir masalı yaşıyor 
bu şövalye. Hayatında yeniliklere, sarsıntılara, yani aşka yer yok. Zaten kadınları da bir türlü anlamıyor. 

Ama bir gün; hayata karşı sağlam duran, hedefleri olan ve bunlara ulaşmak için çabalayan muhteşem bir kadın çıkıveriyor karşısına. Artık kendi kararlarını vermeye ant içmiş azimli bir kadın. Kaçınılmaz bir çarpışmayla bir araya geliyorlar. 

Peki, birbirlerine tamamen zıt hayatlarının kavuşması için kendilerine izin verecekler mi? 

Mevzubahis aşk olunca, geriye kalan her şey önemsizleşir mi? Ne kadar ödün verebilir insan kişiliğinden, hedeflerinden, geçmişinden ve ailesinden? Hızla gelen bir mermi, çelik bir duvarla karşılaşırsa ne olur?

Yorumlar