Çaylak ( Av #2) | M. Rise | Kitap Yorumu

Serilerin en sevdiğim yanı her bir kitapta çıtanın daha da yükseliyor olması. İlk kitap Av'a nazaran olayların daha içerisinde olmamızdan ve Tetrad'a da bir adım daha yaklaşılmasından dolayı oluşulan gerilim ile Çaylak'ı elbette severek okudum. Kesinlikle ilk kitaptan daha çok beğendim. Tabi Jay yine öküzlüklerine devam ediyordu. Annabelle'in de Jay'e karşı direnci bir saatten bir güne uzadı bu da bir şeydir. Beyefendi saklar sırları bir sürü iş karıştırır bir de hala kıskançlık krizleriyle delirtir insanı. E ne derler kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmayacaksın. Tabi 3. Kitapta ne olacak hiç tahmin edemiyorum, bu yüzden özellikle o son da olan olaylardan sonra kendisi de biraz akıllanma belirtisi gösteriyor. Son demişken, o nasıl sondu! Ben nerelere gidem, başımı hangi taşlara vuram, bu kitapların sonları neden hep kalpten götürürcesine olur ki! Üçüncü kitap bir an önce gelir umarım, olaylar cidden nefes kesecek türdendi. Yazarın kalemini çok beğeniyorum. Hem akıcı hem de heyecanlı, bazı kısımlarda işleyiş normal, olaysız giderken bile sıkılmıyorsunuz.
Annabelle'e ilk kitapta pek fazla ısınamamıştım ama Çaylak ile beraber ona daha çok kanım kaynadı diyebilirim. En azından çoğu zaman beni sinirlendirecek bir davranışta bulunmadı, ailesi hakkında yazılan sahnelerdeki o duygu yoğunluğu özellikle, çok iyiydi. Yan karakterler hakkında spoiler vermek istemiyorum o yüzden genel konuşacağım. Hepsi hakkında bazı olumlu bazı olumsuz gelişmeler oluyor. Çok zor şeyler yaşıyorlar, bazılarını Annabelle'den daha çok merak ettim, üzgünüm. Yan karakter aşkım bu kitapta da depreşti.



K İ T A P T A N I T I M I

Annabelle Jefferson, zamanın çok öncesinden gelen savaşı artık biliyordu. Fakat bu savaşı sürdüren iki düşman türün ortasında kaldığını sanırken, kendisini izleyen yeni düşmanların varlığından haberdar değildi.
Keşfedilen yeni türler, anlamı bilinmeyen kâbuslar, saklı kalan gerçekler, çözülmesi gereken yeni gizemler ve güç peşinde olanların bitmek bilmez mücadelesi…
Tüm bunların ortasında Annabelle’in sığındığı tek bir kişi vardı; Jay Sullivan.
Fakat…
“Aşk, şeytanın hiç uğraşmadan kendi sonlarını yazması için insanların önüne attığı oyuncaktan başka bir şey değil,” demişti Jay Sullivan.
Belki de haklıydı.

Tehlikeli bir hayat
Tehlikeli bir avcı
Ve
Tehlikeli bir aşk…

Yorumlar